Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Mimarlık Kültür Dergisi

DOSYA

III. Kayseri Mimarlık Festivali

Sayı : 16
2023 yılının Ekim ayında ılık bir sonbahar akşamüzeri, Gevher Nesibe Medresesi’ndeki Kayseri Mimarlık Festivali’ne konuşmacı olarak katıldım. Festivalin o yılki küratörü Kerem Piker, gelmeden önce bana bir fotoğraf göndermişti. Etkinliğin ilk günü, medresenin önündeki parka kurulan dev ekranda Palanga Çiftliği için çekilen belgeseli gösteriyorlardı, birileri parkta toplanmış bizim kümes projemizi anlattığımız kısmı dinliyorlardı. Kutluğ Ataman ve ekibinin yürüttüğü Palanga Sanat ve Mimari Çiftliği gibi, bu ülkede yapılmış en sıradışı projelerden birini kentin göbeğindeki bir parkın ortasında göstermek, mimarlığı sadece mimarların kendi arasında konuştuğu anlaşılmaz bir dil olmaktan çıkarabilmek için iyi bir başlangıç, diye düşündüm fotoğrafı gördüğümde. Festival alanına gelip, parktaki ekranın önünde birikmiş izleyenleri kendi gözümle de görünce mimarlık festivallerinin istenirse ne kadar işe yarayabileceğini düşündüm. O gün, sunumumu yapıp sahneden indiğimde, gelecek sene benim küratör olmamı düşündüklerini söyledi Kerem. O esnada halen devam eden Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu küratörlüğü görevimiz için her sene yapılan açık çağrıya başvurup finalist olarak farklı jürilere sunumlar yaptığımızdan ve ancak dördüncü seferde seçilebildiğimizden, bu seferki küratörlük seçiminin bu kadar hızlı gelişmesine şaşırmakla, böyle bir sorumluluğun altına tekrar girmek istememek arasında karışık duygularla geçen dakikalardan sonra kendimi sahnede Mimarlar Odası Başkanı Murtaza Er tarafından takdim edilirken buldum.
makal1.png

III. KAYSERİ MİMARLIK FESTİVALİ YENİDEN ANLATILAN HİKÂYELER

 2023 yılının Ekim ayında ılık bir sonbahar akşamüzeri, Gevher Nesibe Medresesi’ndeki Kayseri Mimarlık Festivali’ne konuşmacı olarak katıldım. Festivalin o yılki küratörü Kerem Piker, gelmeden önce bana bir fotoğraf göndermişti. Etkinliğin ilk günü, medresenin önündeki parka kurulan dev ekranda Palanga Çiftliği için çekilen belgeseli gösteriyorlardı, birileri parkta toplanmış bizim kümes projemizi anlattığımız kısmı dinliyorlardı. Kutluğ Ataman ve ekibinin yürüttüğü Palanga Sanat ve Mimari Çiftliği gibi, bu ülkede yapılmış en sıradışı projelerden birini kentin göbeğindeki bir parkın ortasında göstermek, mimarlığı sadece mimarların kendi arasında konuştuğu anlaşılmaz bir dil olmaktan çıkarabilmek için iyi bir başlangıç, diye düşündüm fotoğrafı gördüğümde. Festival alanına gelip, parktaki ekranın önünde birikmiş izleyenleri kendi gözümle de görünce mimarlık festivallerinin istenirse ne kadar işe yarayabileceğini düşündüm. O gün, sunumumu yapıp sahneden indiğimde, gelecek sene benim küratör olmamı düşündüklerini söyledi Kerem. O esnada halen devam eden Venedik Mimarlık Bienali Türkiye Pavyonu küratörlüğü görevimiz için her sene yapılan açık çağrıya başvurup finalist olarak farklı jürilere sunumlar yaptığımızdan ve ancak dördüncü seferde seçilebildiğimizden, bu seferki küratörlük seçiminin bu kadar hızlı gelişmesine şaşırmakla, böyle bir sorumluluğun altına tekrar girmek istememek arasında karışık duygularla geçen dakikalardan sonra kendimi sahnede Mimarlar Odası Başkanı Murtaza Er tarafından takdim edilirken buldum. 

Kayseri’den döndükten birkaç gün sonra, bu kez başka bir mimarlık etkinliği için Güney Kore’nin Suseong şehrine gittim. Bir sonraki yıl ilk kez düzenlenecek olan Uluslararası Suseong Bienali’nin lansmanı için bir sergi ve ön etkinlik düzenlenmiş - ti, ve bienal kapsamında biz de bir proje yapacaktık. Bu iki seyahatten bir yıl sonra, 2024 yılının Ekim ayında bu sefer festivalin küratörü olarak Kayseri’ye geldikten birkaç gün sonra yine Suseong’a, bu kez oradaki etkinliğin ve projemizin açılışı için gittim. İki sene üst üste Ekim ayında dünyanın iki ayrı ucundaki mimarlık etkinliklerini tec - rübe etmemi sağlayan bu garip tesadüf, Kayseri Mimarlık Festivali’nin de uluslara - rası bir etkinliğe doğru evrilmesi fikrinin önünü açtı. Kayseri ve Suseong’daki iki etkinliğin, konuşulan dillerin farkı ve elbette Güney Kore’dekinin bütçesi ve kapsamının büyüklüğü dışında çok fazla ortak noktası vardı. Bu ortak noktaların en önemlisi, merkezde olmayan ama büyüme kapasitesi olan Kayseri ve Suseong gibi şehirlerde yerel yönetimler için mimarlığın -sadece inşaatın değil- bir yol haritası olarak görülebilmesiydi. Suseong Belediye Başkanı’nın kenti mimarlıkla canlandır - ma konusunda mimarlardan büyük bir beklentisi vardı, öyle ki bizim de içinde olduğumuz dört mimarlık ofisinin park ve bahçelere yapacağı küçük ölçekli ama kalıcı yerleştirmeler ile, kamusal alanların daha çok kullanılacağını ümit ediyordu. Mimarlığın kentleri daha yaşanılabilir yer - lere dönüştürebileceğine dair olan inancı Kayseri’de de görmüştük. Festivalin açılı - şında Kayseri Valisi’nin sahnedeki konuş - masında doğrudan festivalin teması olan Yeniden Anlatılan Hikayeler’e gönderme yapması, ve bununla kalmayıp geçmişte yıkmayı düşündükleri bir Osmanlı dönemi yapısını tesadüfen bir mimarın etkisiyle dönüştürerek kullandıklarında yaşadığı heyecanı paylaşması, mimarlığın herkesin anladığı ve beraber konuştuğu bir dil olabi - leceği konusunda hepimize ümit vermişti.