Mimarlar Odası Kayseri Şubesi Mimarlık Kültür Dergisi

DOSYA

Yeniden Anlatılan Hikayeler

Sayı : 16
Kırklareli kent merkezinin hemen güneyinde yer alan Aşağı Pınar Höyüğü’nde 1993 yılından beri sürdürülen kazılarla, Trakya’nın tarihöncesi dönemine ilişkin önemli veriler elde edilmiştir. Aşağı Pınar yerleşimi, M.Ö. 6200’den M.Ö. 4700’e kadar aralıksız yerleşilmiş olduğundan, bölgenin yaklaşık 1500 yıllık çiftçi yaşam sürecini kesintisiz bir biçimde yansıtmaktadır. Bu uzun dönemde bir yandan Anadolu’dan Avrupa’ya çiftçi kültürü aktarılırken, bir yandan da Trakya’nın kendi yerel kültürleri oluşmuştur. Aşağı Pınar hem Avrupa tarımcı kültürünün temelini oluşturan bu hareketliliğin yaşandığı, hem de bölgenin kendi geleneklerinin geliştiği bir yerleşim alanı olarak, tarihöncesi dönem yaşam modelinin anlaşılması açısından özel bir önem taşımaktadır. Yerleşmenin 4000 m²’yi aşkın oldukça geniş bir alanda kazıyla açığa çıkartılmış olması, bütün bu sürecin ayrıntılı bir biçimde ortaya konmasını sağlamıştır. Aşağı Pınar kazılarında ortaya çıkartılan kalıntıların, eserlerin ve bilginin toplumla paylaşılması kaygısı, kazı ekibini arkeolojik alanın koruma ve sergilenmesine yönelik bir proje geliştirmeye yönlendirmiştir. Bu bağlamda hazırlanan “Aşağı Pınar Açık Hava Müzesi”, arkeolojik kalıntıların çağdaş bir yaklaşımla korunmasını ve sergilemesini hedefleyen ve toplumun tüm kesimlerine bu konuda bilgi aktarmayı amaçlayan bir yaklaşımla kurgulanmıştır. Proje, toplumsal katılımın yanı sıra uzmanlarında deneysel çalışmalar yapabilecekleri bir araştırma merkezi niteliğini de taşımaktadır. Bu makalede hazırlanan proje, bunun halen deneysel nitelikte sürmekte olan uygulaması, bu süreçte karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri anlatılacaktır.
yeniden-anatilan2.png

20. YILINDA AŞAĞI PINAR AÇIK HAVA MÜZESİ: ARKEOLOJİK VE KIRSAL KÜLTÜR VARLIKLARINI BİRLİKTE KORUMA ÇABASI

Kırklareli kent merkezinin hemen güneyinde yer alan Aşağı Pınar mevkiinde 1993 yılından beri sürdürülen kazılarla, Trakya’nın tarihöncesi dönemine ilişkin önemli veriler elde edilmiştir. Istranca Dağları ile Ergene Havzası’nın kesişme noktasında yer alan Aşağı Pınar yerleşimi, M.Ö. 6200’den M.Ö. 4700’e kadar aralıksız yerleşilmiş olduğundan, bölgenin yaklaşık 1500 yıllık çiftçi yaşam sürecini kesintisiz bir biçimde yansıtmaktadır. Bu uzun dönemde bir yandan Anadolu’dan Avrupa’ya çiftçi kültürü aktarılırken, bir yandan da Trakya’nın kendi yerel kültürleri oluşmuştur. Aşağı Pınar hem Avrupa tarımcı kültürünün temelini oluşturan bu hareketliliğin yaşandığı, hem de bölgenin kendi geleneklerinin geliştiği bir yerleşim alanı olarak, tarihöncesi dönem yaşam modelinin anlaşılması açısından özel bir önem taşımaktadır. 1993 yılında İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı’ndan Prof.Dr. Mehmet Özdoğan ve Alman Arkeoloji Enstitü’nden Prof.Dr. Hermann Parzinger tarafından başlatılan kazılar ilk beş yılın ardından aynı kurumdan Prof.Dr. Svend Hansen’in de katkısıyla yürütülmüştür. Yerleşiminin 4000 m²’yi aşkın oldukça geniş bir alanda açığa çıkartılmış olması, bütün bu sürecin ayrıntılı bir biçimde ortaya konmasını sağlamıştır.

1990’lı yılların sonlarında Aşağı Pınar kazılarından elde edilen verilerin değerlendirildiği bilimsel yayınlar, bilim dünyasında büyük etki uyandırmış, Trakya’nın kültür tarihindeki öneminin bilinenin ötesinde olduğu anlaşılmıştır (Özdoğan, 1999a). Arkeolojik çalışmalar kapsamında arkeobotanik, arkeozooloji, jeoarkeoloji gibi farklı uzmanlık alanlarından bilim insanlarının çok yönlü olarak sürdürdüğü araştırmalarla, bölgenin tarihöncesi dönemdeki doğal çevresi, yerleşmenin mimarisi, insanların yaşam biçimi üzerine ayrıntılı bilgi derlenmiştir. Bunun yanı sıra Trakya’nın Anadolu ve Balkanlar arasında bir kültür köprüsü olma işlevi de, arkeolojik verilerle kuvvetli bir biçimde desteklenmiştir. Aşağı Pınar kazılarında ortaya çıkartılan kalıntıların, eserlerin ve bilginin toplumla paylaşılması kaygısı, kazı ekibini arkeolojik alanın koruma ve sergilenmesine yönelik projeler geliştirmeye yönlendirmiştir. Bunun için bir yandan kazı yerinde böyle bir çalışmayı gerekli kılan kendine özgü sorunlar tanımlanmış, bir yandan da daha genel boyutlarıyla bir tarihöncesi kazı alanının nasıl sergilenmesi gerektiği üzerine düşünülmüştür. Çözüm olarak geliştirilen projede, Aşağı Pınar’ın kendisi ile birlikte, genel anlamda tarihöncesi dönem yaşam biçimini tanıtmayı amaçlayan kurgu birleştirilmiştir. 1999 yılında tamamlanan ve “ideal” olarak tanımlanabilecek projede, çocuk – yetişkin tüm ziyaretçi kitlesinin “pasif izleyici” yerine “aktif katılımcı” olarak tanımlanmasının yanı sıra, bilim insanların deneysel çalışmalar, araştırmalar yapmalarını gözeten bir müze ve enstitü ikilisi öngörülmüştür . Yaklaşık 20 dönümlük alanda 17 yapıyı içerecek biçimde kurgulanan bu proje, 1999 yılında deneysel olarak tanımlanabilecek düzeyde uygulamaya geçilmiştir. Günümüzde üç yapı sergi evi olarak açılmıştır. Gelinen noktada uygulama sürecinde karşılaşılan güçlükler ve edinilen deneyimler çeşitli revizyonları da beraberinde getirmiş, proje ilk kurgusunda zaten tanımlanmış olan esnek tasarım özelliği çerçevesinde bazı değişiklikler yapılarak güncellenmiştir. Bu revizyonların yanı sıra 2012 yılında projenin ilk aşamasında bulunmayan bir bölüm de projeye eklenmiş ve Aşağı Pınar tarihöncesi dönem kültürünün yanı sıra Kırklareli’nin geleneksel kırsal kültürü de projeye dahil edilerek sergilenmeye başlamıştır. Bu makalede projenin ilk konsepti ve tasarımı kısaca açıklandıktan sonra uygulama süreci ve karşılaşılan güçlükler aktarılacak ardından hem tarihöncesi hem de günümüz geleneksel kırsal yaşam kültürünü sergileme yaklaşımı ele alınacaktır.

Aşağı Pınar Höyüğü Hakkında Genel Bilgi Son bulgulara göre Aşağı Pınar Höyüğü yedi yapı katından oluşmaktadır. Balkan kronolojik sisteminde 7.-6. yapı katları İlk Neolitik Dönem’e, 5.-2. yapı katları Orta Neolitik Dönem’e, Anadolu kronolojisinde ise 7.-6. tabakalar Son Neolitik – İlk Kalkolitik Dönem’e, 5.-2. tabakalar Orta Kalkolitik Dönem’e tarihlenir. 1. yapı katı tarım etkinlikleri sonucu tahrip edildiğinden bu tabakada yapı kalıntılarına rastlanmamıştır. Yerleşmenin 1500 yıllık sürecinde her bir yapı katında birbirinden farklılaşan kültürlerin söz konusu olduğu saptanmıştır. Her tabakada gözlenen değişik mimari biçimlenişler de, diğer arkeolojik veriler gibi bunu açıkça ortaya koymuştur. Ancak her ne kadar Aşağı Pınar’da farklı mimari gelenekler söz konusu olsa da, yerleşmenin tüm süreci boyunca kerpiç çamuru dolgulu ahşap karkas yapı sisteminin çeşitli türleri kullanılmıştır (Figür 1).